?>

2018 YDT’nin Ardından

Üniversite adayları için çok zor geçen bir yıl daha geride kaldı. Eğitim-öğretim yılı başladıktan sonra değişen ve uzun bir süre son şeklini alamayan yeni sınav sistemi adayları bu yıl gerçekten çok zor durumda bıraktı.

Sınavdaki testlerde yapılan radikal ağırlık değişimleri özellikle dil alanında yıllarca sayısal derslere çok odaklanmadan sözel derslere ağırlık vererek çalışan çalışkan öğrencileri çok mağdur etti. Bir nevi ceza gibiydi sosyal testini azaltıp matematik testini değer bakımından ağırlaştırmak.

Ancak ne olursa olsun sınavı geride bıraktık. Bu saatten sonra bunları konuşmanın mevcut başarımıza veya başarısızlığımıza maalesef bir katkısı yok. Şimdi heyecanla 31 Temmuz gününü bekleyip sıralamamızı öğrenmemiz ve ona göre kafamızda bir tercih listesi oluşturmamız lazım. İşin en keyifli kısmı esas şimdi başlıyor.

Tercihler Neye Göre Yapılmalı?

Hepiniz çok heyecanlı ve meraklısınız şu an çok iyi biliyorum. Daha önce defalarca bu dönemi öğrenci olarak deneyimlemiş bir hocanızım. (Hakkımda kısmında detaylıca bahsettim üniversiteye giriş maceramdan 🙂 ) Gerek kendi öğrencilerimden, gerekse de sosyal medya üzerinden sürekli sorular alıyorum. Şu kadar netim var sizce şurası olur mu gibi sorular sık sık geliyor kulağıma.

Şimdi biraz sakin olun ve yazının bundan sonrasını okuyun. Türkiye’de üniversite girişleri puan ile değil sıralama sistemiyle yapılıyor. Bu ne demek oluyor? Şöyle özetleyeyim;

Türkiye üniversitelerinde tüm bölümlerin puan değeri eşit. Hepsine girebilmenin tek şartı var o da sınavdan Dil  puan türünde en az 180,00 puan almış olmak. Bu puan ve yukarısına sahip herkes Dil puan türüyle öğrenci alan tüm bölümleri tercih edebilir.

Ancak bölümlerin kısıtlı kontenjanları olduğu için ÖSYM yerleştirmeyi isteğe göre değil puan sıralamasına göre yapıyor. 60 kontenjanı olan bir bölümü 200 öğrenci birden istediğinde, bu 200 öğrenci içerisinde en yüksek puana sahip ilk 60 kişiyi bölüme yerleştiriyor.

Eee bu yerleştirme puanla oldu..

Dediğinizi duyar gibiyim. Evet görünürde puanla oldu ancak atladığımız bir nokta var. Sınavdan alınan puan sınavın zorluk derecesi ve adayların o yılki hazırlık derecesine göre değişti.

Örnek vermek gerekirse;

Mersin Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü 2016 yılında 397,77747 puanla son öğrencisini alırken, 2017 yılında 402,02648 puanla almış. Baktığımızda bir yıl içerisinde bölümün puanının yaklaşık 5 puan yukarı çıktığını görüyoruz.

Ancak 2016 yılında 397,77747 puanla yerleşen son öğrencinin başarı sıralaması 11600 iken, 2017 yılında 402,02648 puanla yerleşen son öğrencinin başarı sıralaması 11669. Yani 5 puanlık bir artış var ama başarı sırasında bir gerileme var.

Bu sonuç bize 2017 yılındaki sınavda öğrencilerin 2016 yılına göre daha fazla zorlandıklarını ve daha düşük netlerle daha yüksek sıralamalar elde ettiklerini gösteriyor.

Demek istediğim..

Demek istediğim şu ki, puanlar her yıl sınavın zorluk derecesine göre büyük farklar gösterebilir ancak sıralamalar belli aralıklarda gider gelir. Sonuçta sınavdan alınan puanı bir para miktarı, bölümleri de birer ürün gibi görürsek ÖSYM’nin yaptığı yerleştirme işlemi de tam bir açık artırma oluyor.

Parası en çok olan en popüler bölümü alabilirken, en az olan en az popüler bölümü alıyor veya hiç alamıyor. Sınavın zorluk derecesine göre puan/para miktarı doğru orantılı bir şekilde herkeste artıyor veya azalıyor.

Biz şimdi ne yapalım?

Hesapladığınız netlerle iyi/kötü bazı yorumlar tabi ki yapabilirsiniz. Ama unutmayın ki sizin başarınızdan çok rakiplerinizin başarısı veya başarısızlığı önemli. Herkesin 80 doğru yaptığı bir YDT’de 79 doğru yapmak başarısızlıkken, herkesin 60 doğru yaptığı bir YDT’de 65 doğru yapmak çok büyük bir başarıdır.

Bu nedenle yazın tadını çıkararak 31 Temmuz tarihinde ÖSYM’nin yapacağı açıklamayı bekleyin ve gerçek sıralamanızı görün. O zaman daha rahat konuşabiliriz bir şeyleri.

Bu süreçte dil alanında tercihlerle ilgili farklı yazılarla sizlere elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım. Hepinize sınav yönünden geçmiş olsun. Üniversiteye yerleşecek adaylara da şimdiden tebrikler!

Kalın sağlıcakla.

Barış Türkay

İngilizce Öğretmeni

2018 YDT’nin Ardından” için 3 yorum

  • 12 Temmuz 2018 tarihinde, saat 08:40
    Permalink

    Sayın hocam kafama takılan bir sorun var..ben arapça sınavına girdim..arapça öğretmenliği ve Arap dili edebiyatı olan üniversiteleri tercihlerime yazıcam..lakin ingilizceden sınava giren bir genç arapça bölümünü seçebiliyordu..bu sene de seçebilecek mi??ayrıca örnek veriyorum bi öğrenci Arapça’dan 40 net yaptıysa başka bi öğrenci ingiliCeden 20 net yapıp arapçadan 40 net yapanın önüne geçebilir mi?ÖSYM yerleştirme yaparken arapça bölümleri için Arapça’dan sınava girenin daha öncelikli olması gerekmiyor mu?

    Yanıtla
    • 12 Temmuz 2018 tarihinde, saat 10:59
      Permalink

      ÖSYM’nin yayınladığı tercih kılavuzunda her bölüm için belirtilmiş özel şartlar var. Eğer seçilecek olan bölümün özel şartlarında herhangi bir dil şartı varsa o bölümü sınava sadece o dilden girenler seçebilir. Eğer şart yoksa, sınav dili farketmeksizin tüm adaylar tercih yapabilir ve puanı daha yüksek olanın önceliği olur.

      Yanıtla
  • 6 Ağustos 2018 tarihinde, saat 00:28
    Permalink

    Sayın hocam merhaba,
    Bu seneki sisteme göre dil bölümü okumak ingilizce kitapçıktan sınava girmiş bir öğrencinin sınav sonuç belgesinde yer alan sıralama değeri bütün dillerden sınava giren öğrenciler arasındaki sıralamayı mı gösteriyor?5526 olan sıralama sonucum sınava girmiş bütün dillerdeki öğrenciler arasındaki sıralamamın değerlendirmesi midir?Yoksa sadece ingilizce den sınava girenler arasındaki yerim midir?Tercih yaparken örneğin Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı bölümü2017 de ilk 4000 i alıyorsa,bu yıl tercih yaparken yeni sistemden dil öğrencileri nasıl etkilenecek?
    Şimdiden teşekkür ediyorum.
    Saygılarımla,

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın